GNU/Linux Dağıtımlarında Yüklü Programların Listelenmesi

GNU/Linux işletim sisteminde yüklü programların listelenmesi kullanılan dağıtıma göre değişiklik gösterir. Bunlar;

  • Aptitude tabanlı dağıtımlar (Ubuntu, Debian, v.b.): dpkg -l
  • RPM tabanlı dağıtımlar (Fedora, RHEL, v.b.): rpm -qa
  • pkg* tabanlı dağıtımlar (OpenBSD, FreeBSD, etc): pkg_info
  • Portage tabanlı dağıtımlar (Gentoo, etc): equery list veya eix -I
  • pacman tabanlı dağıtımlar (Arch Linux, etc): pacman -Q
  • Cygwin: cygcheck --check-setup --dump-only *
  • Slackware: slapt-get --installed

Mac Üzerinde Composer Kurulumu

PHP ile çalışmanın sağladığı en güzel şeylerden biri composer ile paket yönetimini sağlamaktadır. Composer, PHP için tasarlanmış bir paket yönetim sistemidir. Çoklu platform desteği sağlar. PHP uygulamaları ve uygulama içerisinde kullanılan kütüphaneler için bağımlılık yönetimi sağlar.

Macintosh üzerinde karşılaşılan sorunlardan biri composer yüklendikten sonra terminal’de komutun çalışmamasıdır. Composer’ı indirdikten sonra komutların bulunduğu dizini ($PATH) öğrenmek için echo $PATH komutunu çalıştırmalıyız. Eğer /usr/local/bin ise sorun yok demektir. Yapmamız gereken şey ise Composer’ı indirildiği yerden komut dizinine taşımak olacaktır. Bunu da şu komutla sağlamaktayız:

sudo mv composer.phar /usr/local/bin/composer

İş Bulma Zorlukları

Bugüne kadar karşılaştığım ilginç olaylar dizisini sizlerle paylaşmak istedim. Yaklaşık 1,5 yıl önce Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Mezun olunca insan kendini çok tuhaf hissediyor, üniversiteden kurtulmanın mutluluğu ve bir o kadar da ayrılmanın hüznü… Öğrencilik bitti, profesyonel, meslekî hayat başladı.

İnternet üzerindeki birkaç iş bulma sitesine üye olup iş başvurularında bulundum. Şimdiye kadar tam 11 işyeri ile görüştüm, sonuç: yabancı uyruklu olduğunuz için sizi işe alamıyoruz! İşin ilginç tarafı ise bunu söyleyen çalışanlardan bazıları yabancı firmalarda çalışıyorlar.

Aranan nitelikler arasında en önemlisine sahibim: çok dillilik. Fakat çoğu şirketin iş ilânlarına baktığınızda ilk olarak aranan şey “en az 2 yıllık tecrübe” olması. Yabancı olmak neyse de, yeni mezunlar tecrübe edinmeden nasıl iş sahibi olacaklar?  Bir de aranan niteliklerden en azına sahip fakat en iyi pozisyonlarda çalışanlara ne demeli? Bu zamana kadar öğrendiğim şey iş dünyasının paradokslarla dolu apayrı bir evren olduğu…

İş yeri sahipleri de mühendis veya programcı olmayınca durum biraz daha zorlaşıyor. Çünkü her iki taraf birbirine kendisini ifade etmekte zorlanıyor. İşte bu noktada tecrübeli çalışanların devreye girmesi gerekiyor.

Kimimiz yandık, kimimiz ise uyandık. Yanmadan uyanmak dileğimle…

Chrome Üzerinde HTTP Header’ları

Google Chrome üzerinde HTTP header’larını görüntülemek için şu yol izlenmelidir:

1) Bulunulan sayfada sağ tıklanıp Inspect‘i seçmek,
2) Açılan yeni pencerede Network kısmına tıklamak,
3) Site adına tıklamak

GRUB Onarımı

Bilgisayarınızı çift işletim sistemiyle kullanmak için önce Windows ardından GNU/Linux dağıtımlarından birini yüklemelisiniz. Fakat ister bu yaklaşım olsun, isterse de Windows’taki bir güncelleme olsun bilgisayarın açılışında ekranda görüntülenen GRUB hasar görebilir. Bunu onarmak için önce bir USB aygıtınıza ya GNU/Linux dağıtımlarından birini yada Boot-Repair iso dosyasını aktarın.

Eğer GNU/Linux dağıtımını kullanarak onarmak isterseniz, terminal aracılığıyla Boot-Repair programını yüklemelisiniz. Bunun için de şu komutlar sırasıyla yazılmalıdır:

sudo add-apt-repository ppa:yannubuntu/boot-repair
sudo apt-get update
sudo apt-get install -y boot-repair && boot-repair

Boot-Repair yüklendikten sonra “Recommended repair” kısmına tıkladığınızda hem GRUB hem de MBR onarılacaktır.

Güzel Türkçe’miz

Bir ulusun en temel öğesi dildir. Dil, ulusun kimliğidir. Dil kaybedilirse, bulunduğunuz ulusun benliğini de kaybetmiş olursunuz. Nitekim Türk halkı yaşadığı ortama uyum sağlayarak gerek çevredeki dilleri gerekse de özenilen dilleri Türkçe’ye katarak “farklılaşma” çabasında bulunmuştur ve bulunmaktadır. 

Bir dilin zengin olma özelliği yapısıyla ilgilidir. Türkçe, Ural-Altay dil ailesine bağlı olduğundan dolayı en zengin dillerden biridir. Çünkü sondan eklemeli bir dil olması nedeniyle sözcük türeterek kendini yenileyebilme özelliğine sahiptir. Bir dildeki sözcük sayısının fazlalığı o dilin sözlük zenginliği olup, kullanımını zorlaştırmaktadır. Örneğin Arapça’da “fil” için 300 sözcük bulunuyorken, İngilizce’de düzensiz eylemlerde (irregular verbs) 3 farklı gösterim vardır (go-went-gone, v.b.). 

Türkçe, Türklüğün var oluşundan bu yana çağlar boyunca var olmuştur. Öyle ki, 5000 yıl önce yaşayan Dukha Türkleri’nden günümüz Altay, Kırgız, Uygur, Türkmen, Tatar ve daha birçok boyun kullanımında belli ölçüde farklılık göstermiştir. Fakat her boy, bulunduğu ortamdaki ulusların dillerindeki sözcükleri Türkçe’ye katarak esas farklılaşmayı sağlamışlardır. Genel bir özetleme olarak Kuzey ve Orta Asya’da bulunan Türkler Rusça ile Çince’yi, Güney Asya’da bulunan Türkler Farsça ile Arapça’yı, Doğu Avrupa’da bulunan Türkler Slav dillerini, Güney Avrupa’da bulunan Türkler de Balkan dillerini Türkçe’ye katarak farklılaşmayı sağlamışlardır. Farklılaşmak, en Batı’daki Türk ile en Doğu’daki Türk’ün anlaşabilmesini belli ölçüde zorlaştırmıştır. Bu nedenden ötürü lehçe, şive ve ağız gibi kavramlar ortaya çıkmıştır.

Ey Türk Oguz begleri, işitiñ! Üze Teñri basmasar, asra yir teliñmeser, Türk buduñ, iliniñ, törüniñ kim artatı udaçı erti? Türk buduñ, ertiñ, öküñ!

Her Türk boyunun ses yapısına bağlı olarak belli abecesi var olmuştur. Bugüne değin birçok abece kullandık, Orhun-Yenisey, Uygur, Sanskrit, Moğol, Çin, Arap, Yunan, Kiril ve Latin. Günümüzde Türkistan’daki Türkler Kiril abecesini, Uygurlar Farsça’dan türetilen abeceyi, Anadolu ve Avrupa Türkleri olarak da Latin abecesini kullanmaktayız.

Bunların dışında Türkçe’nin farklı abecelerle kullanımının doğruluğu bulunmamaktadır. Gagavuz Türkleri konuşma dilini yazı dilinde kendi Latin türevi abeceleriyle kullanırken, Kosova ve Makedonya Türkleri resmi kurum ve kuruluşlarda Türkiye Türkçesini kullanmakla birlikte resmi olmayan yazışmalarında Arnavutça yada Sırpça Latin abecelerini kullanmaktadırlar. Böyle bir kullanım yanlış olup bölgenin tamamen Türkiye Türkçesi kullanımını yada bölgeye ait olan bir abece geliştirilmesini gerektirmektedir. Çünkü abece, ağız ve dil farklılıkları uyumsuzlukları ortaya çıkarmaktadır. Uyumsuzluklar ancak ve ancak sağlam dil öğrenimi ile düzeltilebilir. Bu durumda bölgedeki Türkler hem Türkçe’yi (gerek bölgesel, gerekse resmi) hem de bulundukları ülkenin dil(ler)ini düzgün öğrenmiş olacaklardır.
NOT: Kosova Türkçesi’nde “düzgün Türkçe” anlamındaki “istilâyçe” doğru olmayıp, “istilâ eden dil” anlamındadır.

Bir Sınav Klâsiği

Bugüne kadar geldiğimiz yerlere birtakım “sınavlar” aracılığıyla eriştik. Peki bu sınavlar nelerdir, ne değildir? Sınav, sözcük anlamı olarak bilgi derecesini anlamak için yapılan yoklamadır, sözlü ve yazılı olabilir, çoktan seçmeli olabilir. Birçoğumuz çoktan seçmeli sınavlara alışkınız, ne de olsa çözme ve okuma maliyeti düşük bir yöntem.

Çözdüğümüz sınavlarda acaba bilgimizi ne kadar yokluyoruz? Gerçekten biliyor muyuz? Yoksa x’in yerine çoktan seçmeli yanıtlardan birini yerleştirerek çıkarım mı yapıyoruz?

Uygulamalı ve kuramsal bilimler bilinmeyen değerin yerine verilen bir değeri koyarak çıkarım yapmakla gerçekleşmez. Trigonometrideki, sözcük bilimindeki, insan vücudundaki ve daha birçok alandaki “bilinmeyenler”, sadece çıkarımlarla değil, kanıtlarla gerçekleşir.

Bugün Kosova’daki “Olgunluk Sınavı” sonuçlarının açıklanacağı haberini aldım, biraz heyecan verici, biraz da üzücü bir durum. Mezuniyet Sınavı adı altında olsaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Zamanında ben de aynı sınava girdim fakat tatmin olmamıştım, nitekim sonraki yılların çıkmış sorularına bakınca da yine hâyâl kırıklığına uğradım. Çeviri ve yazım kuralı hatalarıyla dolu bir sınav!

Bu sınavdan geçemeyen öğrencilere şaşıyordum, çünkü sınav oldukça basit. Ancak öğrencilerin sorularını anlayamamalarının nedenini sınav sorularına bakınca anladım. Hangi ders olursa olsun, çeviri hataları fark edilir düzeyde bulunmakta. Ayrıca Türkçesi bulunan ve bilinen sözcüklerin Lâtince ve Fransızca sözcüklerle yazımı da hoş karşılanabilir bir durum değil.

Önümüzdeki yıllarda bu durumun önüne geçilerek daha anlaşılır, yalın bir Türkçe ile sınavların gerçekleşmesini umuyorum. Bilinmezliğe doğru değil, bilime doğru sürüklenin. Ayrıca dil, varlığınızın en somut kanıtıdır, koruyun…

GNU/Linux Üzerinde XAMPP Ayarı

Sistemimize XAMPP sunucusunu yükledikten sonra hemen htdocs üzerinde projelerimizi geliştirmeye başlamak istiyoruz. Fakat önümüze bir izin engeli çıkmaktadır. Bu engeli aşabilmek için şu yol izlenmelidir:

$ cd /opt/lampp
$ sudo chmod 777 -R htdocs

Grounded To Research?

It’s been few months that I graduated from university. Unfortunately I couldn’t find a good job. I had more than 10 job meetings but no one returned positively. But one of them amazed me with one question: “Do you have any class with you?” Well, I have never expected that! Though, I said “no, but I can write one for you!”. It really was an interesting meeting, they said that 670$ is Senior Developer’s monthly salary! I can’t and wont believe that!

After all these things I decided to apply master’s degree. There was different options. Then I tried to apply two universities. But one of them wanted things that I have never had before. And I missed the application date by being a day late to the other one. But I found another chance, the university that I graduated wanted students! I immediately applied to my former university. And now I’m studying in my former (new) university.

In master’s degree you might research your homework. Professors think that we are grounded to research. But I deny this thought. No one in this world is not grounded to research. Research is in our nature. And to survive we must do it. Beginning from the studies, life is a biggest research facility. To learn, to try. Never get bored by researching, because your research is not only for you, it’s also for humanity. It will help all of us.

Kadının Bilişimdeki Yeri ve Önemi

Uzun zamandır bilişimciler arasında tartışılan bir konudur. Tartışılmasının nedeni ise erkeklerin kadınlara göre daha iyi bilişimci olduğunun düşünüldüğüdür. Fakat bu düşünce tamamen yanlıştır. Çünkü bilişimin temellerini kadınlar atmıştır ve bugün mesleğimizi onlara borçluyuz.

Ada Lovelace, Charles Babbage’in Analitik Makinesi için Bernoulli sayılarını hesaplayan algoritmayı geliştirdiğinden “ilk programcı” olarak bilinmektedir.

Grace Murray Hopper, Harvard Mark I adlı bilgisayarın programcılarından olup “ilk derleyiciyi” geliştirmiştir.

Margaret Hamilton, Apollo11 uzay aracının yazılımı gerçekleştirdiği için “ilk yazılım mühendisi” ünvanına sahiptir.

Kay McNulty, Betty Jennings, Betty Snyder, Marlyn Wescoff, Fran Bilas ve Ruth Lichterman genel kullanım amaçlı ilk elektronik bilgilsayar olan ENIAC’ın programcılarıdır.

Yukarıda bahsettiklerim bilgisayar bilimleri ve mühendisliğinin ilklerini gerçekleştirip temelini adan “kadınlar”dır. O yüzden “kadınlar yapamaz” gibi düşünce kabul edilemez.

Bu yıl Aydın’da gerçekleşen Akademik Bilişim Konferansında bir seminerde “BT’ci kadın olmaz” diyen ünlü bir firmanın konuşmacısının sunumunda ne yazık ki bulundum. Kendisine benim gibi birçok bilişimci tarafından pek olumlu bakılmadı ve hatta kınandı. Her ne kadar güzel bir geçmişiniz olursa olsun, kariyerinizin en yüksek yerinde olsanız da, hiçbir zaman ayrımcılık yapmamalısınız. Çünkü işinizi sizden her zaman daha iyi yapabilen biri çıkabilir, özellikle kadınlar.